TÜRKİYE TARIMSAL DESTEKLEME
POLİTİKALARINDA SONUÇ ODAKLI DÖNÜŞÜM
Girdi Finansmanından
Verimlilik, Yerli İnovasyon ve Stratejik Etki Odaklı Destekleme Modeline Geçiş
Hazırlayan
Hakan Yüksel
Tarım ve Gıda Stratejisti
Uluslararası Tarım ve Gıda
Konfederasyonu Genel Başkanı
Temmuz 2026
Anahtar Kelimeler
Tarımsal Destekleme, Planlı
Üretim, Verimlilik, Yerli Tarım Teknolojileri, Tarımsal
Ar-Ge, Su Verimliliği, Gıda Güvenliği, Kırsal Kalkınma,
Stratejik Tarım Politikaları, Sonuç Odaklı Kamu Yönetimi
1. Yönetici Özeti
Türkiye'de tarımsal destekleme
politikaları, üretici gelirinin korunması, gıda arz güvenliğinin
sağlanması, kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve stratejik
tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından devletin en önemli politika
araçlarından biridir. Son yıllarda uygulamaya alınan planlı üretim modeli,
destekleme sistemini üretim odaklı bir mali destek mekanizmasının ötesine
taşıyarak, üretim planlaması ve stratejik kaynak yönetimi anlayışını
güçlendirmeye başlamıştır.
2026 yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Teklifi kapsamında tarımsal destek programları için 167,6 milyar
TL kaynak öngörülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2025 yılı IV.
Çeyrek ve Yıllık Tarımsal Destek Ödemesi İstatistiklerine göre, 2025 yılı
başlangıç ödeneği 135 milyar TL olarak belirlenmiş, yıl içerisinde
sağlanan ilave kaynaklar ve zirai don destekleri ile birlikte toplam
ödeme tutarı 158,55 milyar TL'ye ulaşmıştır. Aynı dönemde yaklaşık 2,9
milyon üretici tarımsal desteklerden yararlanmıştır.
Yıl sonu kesinleşen verilere göre
destek ödemelerinin yüzde 74,1'i bitkisel üretime, yüzde 17,7'si
hayvansal üretime, yüzde 6,6'sı kırsal kalkınmaya ve yüzde 1,4'ü
tarımsal Ar-Ge faaliyetlerine yönlendirilmiştir. Bu dağılım, kamu
kaynaklarının büyük ölçüde üretimin sürdürülebilirliğini desteklemeye
odaklandığını göstermektedir. Bununla birlikte, tarımsal Ar-Ge'nin toplam
destekler içindeki payının hâlen sınırlı düzeyde kalması, yerli
teknoloji geliştirme, biyoteknoloji, dijital tarım, hassas
üretim sistemleri, akıllı sulama teknolojileri ve yüksek katma
değerli inovasyon alanlarının daha güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğine
işaret etmektedir.
Bu politika notunun temel
önerisi, mevcut destekleme sistemini değiştirmek değil, stratejik etkisini
artırmaktır. Türkiye'nin tarımsal destekleme politikası, yalnızca girdi
finansmanını esas alan bir yapıdan, verimlilik artışını, ölçülebilir
performansı, yerli inovasyonu, su verimliliğini, iklim
dayanıklılığını ve katma değer üretimini teşvik eden sonuç odaklı
bir destekleme modeline kademeli olarak dönüştürülmelidir.
Böyle bir dönüşüm, kamu
kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlayacak, üreticinin rekabet gücünü
artıracak, tarım sektörünün teknolojik dönüşümünü hızlandıracak ve Türkiye'nin gıda
güvenliği, tarımsal bağımsızlığı ve uluslararası rekabet
kapasitesini uzun vadede güçlendirecektir.
2. Politika Problemi
Türkiye'nin tarımsal destekleme
sistemi uzun yıllardır üretici gelirini koruyan, üretimin
sürekliliğini sağlayan ve gıda arz güvenliğini destekleyen temel
kamu politikalarından biri olmuştur. Özellikle son dönemde uygulamaya alınan
planlı üretim modeli, destekleme sisteminin daha stratejik bir çerçevede
yeniden yapılandırılması yönünde önemli bir adım oluşturmuştur.
Ancak küresel ölçekte yaşanan iklim
değişikliği, kuraklık, su kaynakları üzerindeki baskı, enerji
maliyetleri, ithal girdi bağımlılığı, teknolojik rekabet, jeopolitik
riskler ve tedarik zinciri kırılganlıkları, destekleme
politikalarının yalnızca üretimi finanse eden bir araç olmasının ötesine
geçmesini zorunlu kılmaktadır.
Mevcut sistemde temel sorun,
desteklerin büyüklüğü değil, oluşturduğu etkinin sistematik olarak
ölçülememesidir. Destekler üretimin devamını sağlamaktadır. Ancak bu
desteklerin verimliliği ne ölçüde artırdığı, üretici gelirini nasıl
etkilediği, su kullanımında ne kadar tasarruf sağladığı, yerli
teknoloji kullanımını hangi düzeyde teşvik ettiği ve katma değer
üretimine nasıl katkı sunduğu yeterince izlenememektedir.
Diğer önemli bir yapısal sorun
ise tarımsal Ar-Ge ve yenilikçilik faaliyetlerinin destekleme sistemi
içerisindeki sınırlı ağırlığıdır. Oysa geleceğin tarımsal rekabeti yalnızca
üretim miktarıyla değil, yerli tohum geliştirme, biyoteknoloji, yapay
zekâ uygulamaları, dijital tarım, hassas üretim teknikleri ve
akıllı sulama sistemleri ile belirlenecektir.
Bunun yanında bazı temel tarımsal
girdilerde devam eden ithalat bağımlılığı, kamu desteklerinin bir
bölümünün dolaylı olarak dış kaynaklı üretimi finanse etmesine neden
olabilmektedir. Bu durum, yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesini
destekleme politikalarının öncelikli hedeflerinden biri haline getirmektedir.
Son olarak, su verimliliği,
iklim dayanıklılığı, toprak sağlığının korunması ve çevresel
sürdürülebilirlik gibi stratejik göstergeler henüz destekleme sisteminin
temel performans kriterleri arasında yeterince güçlü bir yer tutmamaktadır.
Dolayısıyla politika problemi,
desteklerin varlığı değil, desteklerin Türkiye'nin gelecekteki tarımsal
rekabet gücünü oluşturacak dönüşümü sağlayacak şekilde yeniden tasarlanmasıdır.
3. Neden Şimdi?
Türkiye'nin tarımsal destekleme
sisteminde sonuç odaklı dönüşüm ihtiyacı bugün geçmiş dönemlere göre çok daha
güçlü bir stratejik zorunluluk haline gelmiştir.
Bunun ilk nedeni iklim
değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkileridir. Kuraklık, aşırı
sıcaklıklar, ani yağışlar, don olayları ve diğer iklim kaynaklı afetler artık
geçici sorunlar değil, üretim planlamasının temel belirleyicileri haline
gelmiştir. Destekleme sistemi yalnızca afet sonrasında zararları karşılayan bir
yapı olmaktan çıkarılmalı, afetlere karşı üretimi güçlendiren bir politika
aracına dönüştürülmelidir.
İkinci neden, küresel girdi
maliyetlerindeki dalgalanmalardır. Gübre, enerji, mazot, yem ve diğer temel
girdilerde yaşanan fiyat artışları üretim maliyetlerini doğrudan
etkilemektedir. Kamu destekleri bu baskıyı hafifletirken aynı zamanda yerli
üretim teknolojilerini, alternatif girdileri ve verimlilik
artırıcı uygulamaları teşvik etmelidir.
Üçüncü neden, tarım sektöründe
yaşanan teknolojik dönüşümdür. Günümüzde rekabet yalnızca daha fazla
üretmekle değil, veriyi kullanabilmek, yapay zekâ destekli karar
sistemleri geliştirebilmek, hassas tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak,
izlenebilir üretim zincirleri oluşturmak ve dijital tarım altyapısını
güçlendirmekle sağlanmaktadır.
Dördüncü neden, kamu
kaynaklarının etkin kullanılması gerekliliğidir. Artan bütçe büyüklüğü,
yalnızca yapılan ödemelerin değil, elde edilen sonuçların da ölçülmesini
zorunlu hale getirmektedir.
Beşinci neden ise gıda
güvenliğinin stratejik öneminin giderek artmasıdır. Gıda güvenliği yalnızca
üretim miktarıyla değil, üreticinin üretimde kalabilmesi, toprak ve
su kaynaklarının korunması, yerli teknolojilerin geliştirilmesi ve ulusun
uzun vadeli üretim kapasitesinin güvence altına alınmasıyla doğrudan
ilişkilidir.
Bu nedenle Türkiye'nin yeni
destekleme yaklaşımı, üreticiyi koruyan yapısını sürdürürken aynı zamanda
üretimi dönüştüren, teknoloji geliştiren ve kamu kaynaklarının etkisini artıran
yeni bir politika mimarisine yönelmelidir.
4. Kanıta Dayalı Bulgular
Mevcut resmi veriler, Türkiye'nin
tarımsal destekleme alanında güçlü bir kamu iradesine ve önemli bir mali
kapasiteye sahip olduğunu göstermektedir.
İlk olarak, tarımsal destek
bütçesi son yıllarda önemli ölçüde büyümüştür. 2025 yılında toplam destek
tutarı 158,55 milyar TL'ye ulaşmış, 2026 yılı bütçe teklifinde ise 168
milyar TL kaynak öngörülmüştür.
İkinci olarak, desteklerden
yararlanan yaklaşık 2,9 milyon üretici, sistemin yalnızca ekonomik
değil, aynı zamanda sosyal istikrar açısından da kritik bir işlev üstlendiğini
göstermektedir.
Üçüncü olarak, desteklerin büyük
bölümü doğrudan üretim finansmanına yönelmektedir. Bu durum kısa vadede
üretimin devamlılığına katkı sağlamakla birlikte, uzun vadeli verimlilik
artışı, teknoloji geliştirme ve rekabet gücü açısından yeni
politika araçlarına ihtiyaç bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Dördüncü bulgu, tarımsal Ar-Ge
faaliyetlerinin destek sistemi içerisindeki payının oldukça düşük olmasıdır.
Geleceğin tarımında belirleyici olacak yerli tohum, biyoteknoloji,
hassas tarım, yapay zekâ, otomasyon, akıllı sulama
ve dijital üretim teknolojilerinin daha güçlü biçimde desteklenmesi
gerekmektedir.
Beşinci olarak, planlı üretim
sistemine geçişle birlikte destekleme politikaları daha stratejik bir çerçeveye
yönelmeye başlamıştır. Ancak bu dönüşümün kalıcı hale gelebilmesi için performans
göstergeleri, etki analizleri, ölçülebilir sonuçlar ve hesap
verebilirlik mekanizmaları destekleme sisteminin ayrılmaz parçaları haline
getirilmelidir.
Bu bulgular, Türkiye'nin güçlü
bir destekleme altyapısına sahip olduğunu, ancak yeni dönemde kamu
kaynaklarının ölçülebilir etki, yüksek verimlilik, yerli
teknoloji geliştirme ve stratejik rekabet gücü hedefleri
doğrultusunda daha etkin kullanılmasının gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.
5. Politika Seçenekleri
Türkiye'nin tarımsal destekleme
sisteminin geleceğine ilişkin üç temel politika seçeneği bulunmaktadır.
İlk seçenek, mevcut destekleme
sisteminin büyük ölçüde korunmasıdır. Bu yaklaşım üreticinin alışık olduğu
uygulamaların devamını sağlayarak kısa vadede istikrar sunmaktadır. Ancak bu
model, verimlilik artışı, yerli teknoloji geliştirme, iklim
dayanıklılığı, su yönetimi ve katma değer üretimi açısından
sınırlı bir dönüşüm kapasitesine sahiptir.
İkinci seçenek, kademeli
reform modelidir. Bu yaklaşım mevcut sistemi korurken belirli destek
kalemlerine performans kriterleri, Ar-Ge teşvikleri, yerli
teknoloji kullanım şartları ve su verimliliği göstergeleri
eklenmesini öngörmektedir. Geçiş sürecinin daha kolay yönetilebilmesi önemli
bir avantaj olmakla birlikte, dönüşüm hızının sınırlı kalması olasıdır.
Üçüncü seçenek ise Sonuç
Odaklı Yapısal Dönüşüm Modelidir. Bu politika notunda önerilen yaklaşım
budur. Bu modelde tarımsal destekler yalnızca mali yardım olarak değil, üretim
davranışını yönlendiren, verimliliği artıran, yerli teknolojiyi
geliştiren, iklim değişikliğine uyumu güçlendiren, su
kaynaklarını koruyan, katma değer oluşturan ve ölçülebilir
sonuçlar üreten stratejik kamu yatırımları olarak ele alınmaktadır.
Bu model, güçlü bir veri
altyapısı, kurumlar arası koordinasyon, etki değerlendirme
sistemi ve üretici odaklı geçiş programı gerektirmektedir. Buna
karşılık orta ve uzun vadede sağlayacağı yüksek verimlilik, kamu
kaynaklarının etkin kullanımı, yerli teknoloji kapasitesinin gelişmesi,
gıda güvenliğinin güçlenmesi ve uluslararası rekabet üstünlüğü,
bu yaklaşımı Türkiye için en güçlü ve sürdürülebilir politika seçeneği haline
getirmektedir.
6. Tavsiye Edilen Politika
Bu politika notu, Türkiye'nin
mevcut tarımsal destekleme sistemini koruyarak daha güçlü, daha ölçülebilir ve
daha yüksek katma değer üreten bir yapıya dönüştürülmesini önermektedir. Amaç,
üreticiyi destekleyen mevcut yaklaşımı sürdürmekle birlikte, kamu kaynaklarının
verimlilik, yerli teknoloji, iklim dayanıklılığı, su
verimliliği, katma değer ve ulusal rekabet gücü üzerindeki
etkisini artırmaktır.
Bu kapsamda önerilen temel
politika, Sonuç Odaklı Tarımsal Destekleme Modelidir. Bu modelde
destekler yalnızca mali transfer olarak değerlendirilmez. Her destek kalemi
için amaç, beklenen çıktı, ölçülebilir performans göstergeleri,
uygulama süresi ve etki değerlendirme kriterleri tanımlanır.
İlk olarak, Sonuç Odaklı
Destekleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. Tarımsal destekler yalnızca ödeme
miktarına göre değil, birim alanda verim artışı, üretici gelirindeki
değişim, su kullanım verimliliği, yerli teknoloji kullanımı, karbon
ayak izinin azaltılması ve katma değer artışı gibi göstergeler
üzerinden değerlendirilmelidir.
İkinci olarak, Tarımsal Ar-Ge
ve inovasyon destekleri kademeli biçimde güçlendirilmelidir. Yerli tohum
geliştirme, biyoteknoloji, hassas tarım uygulamaları, dijital üretim
sistemleri, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları ve akıllı sulama
teknolojileri öncelikli yatırım alanları haline getirilmelidir.
Üçüncü olarak, yerli girdi ve
yerli tarım teknolojilerinin kullanımı destekleme politikalarının temel
bileşenlerinden biri olmalıdır. Yerli biyogübreler, organomineral gübreler,
biyolojik mücadele ürünleri, tarım makineleri, sensörler, yazılımlar ve veri
tabanlı üretim sistemleri için ilave destek mekanizmaları geliştirilmelidir.
Dördüncü olarak, su
verimliliği odaklı destekleme yaklaşımı yaygınlaştırılmalıdır. Havza bazlı
planlama, ürün deseninin su potansiyeline göre şekillendirilmesi, modern sulama
sistemlerinin yaygınlaştırılması ve iklim değişikliğine uyum sağlayan üretim
modelleri destekleme sisteminin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir.
Beşinci olarak, her yıl kamuoyuna
açık şekilde yayımlanacak Tarımsal Destek Etki Raporu hazırlanmalıdır.
Bu rapor, desteklerin üretim, verimlilik, gelir, ihracat, Ar-Ge, çevre ve
teknoloji üzerindeki etkilerini ortaya koymalı, gelecek dönem politika
kararlarının bilimsel veri temelinde oluşturulmasına katkı sağlamalıdır.
Bu yaklaşım, mevcut destekleme
sistemini ortadan kaldırmayı değil, ölçülebilir sonuç üreten, hesap
verebilir, şeffaf ve stratejik etkisi yüksek bir kamu
politikası haline getirmeyi amaçlamaktadır.
7. Uygulama Yol Haritası
Politika dönüşümünün başarılı
olabilmesi için aşamalı ve yönetilebilir bir uygulama süreci benimsenmelidir.
İlk altı ay içerisinde ulusal
performans göstergeleri belirlenmeli, destekleme sisteminin başarısını
ölçmeye yönelik ortak bir izleme çerçevesi oluşturulmalıdır. Bu süreçte Tarım
ve Orman Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, TÜİK,
TAGEM ve ilgili üniversiteler birlikte çalışmalıdır.
İlk yıl içerisinde farklı üretim
desenlerine sahip pilot havzalar belirlenmeli, sonuç odaklı destekleme modeli
sınırlı ölçekte uygulanarak elde edilen sonuçlar değerlendirilmelidir. Aynı
dönemde Tarımsal Destek Etki Raporu için ulusal raporlama standardı
hazırlanmalıdır.
Birinci ve üçüncü yıllar arasında
Ar-Ge, yerli teknoloji, su verimliliği ve dijital tarım
uygulamalarına yönelik ilave teşvik mekanizmaları kademeli olarak devreye
alınmalıdır. Destekleme kriterleri performans göstergeleriyle
ilişkilendirilerek uygulama alanı genişletilmelidir.
Üçüncü ve beşinci yıllar arasında
sonuç odaklı model ülke genelinde yaygınlaştırılmalı, bütün destek programları
ortak performans sistemi içerisinde değerlendirilmelidir.
Beşinci yıl sonunda bağımsız
akademik kuruluşların katkısıyla kapsamlı bir Politika Etki Değerlendirme
Raporu hazırlanmalı ve elde edilen bulgular doğrultusunda destekleme
sistemi güncellenmelidir.
Bu yol haritasının başarısı; verimlilik
artışı, su tasarrufu, üretici gelirindeki iyileşme, yerli
teknoloji kullanım oranı, Ar-Ge çıktıları, katma değerli üretim
ve ihracat performansı gibi göstergeler üzerinden düzenli olarak
izlenmelidir.
8. Beklenen Etki
Önerilen politika modelinin
uygulanması, Türkiye'nin tarımsal üretim sisteminde ekonomik, sosyal, çevresel
ve kurumsal düzeyde önemli kazanımlar sağlayacaktır.
Ekonomik açıdan kamu
kaynaklarının daha etkin kullanılmasıyla birlikte üretim maliyetlerinin daha
verimli yönetilmesi, üretici gelirlerinin güçlenmesi ve tarımsal katma değerin
artırılması beklenmektedir. Yerli teknoloji kullanımının yaygınlaşması, orta ve
uzun vadede ithal girdilere olan bağımlılığın azaltılmasına katkı
sağlayacaktır.
Sosyal açıdan destekleme
sisteminin bilgi, teknoloji ve eğitim odaklı hale gelmesi, üreticilerin
yenilikçi uygulamalara daha kolay erişmesini sağlayacaktır. Özellikle gençler
ve kadınlar için dijital tarım, girişimcilik ve katma değerli üretim alanlarında
yeni fırsatlar oluşacaktır. Bu dönüşüm kırsal nüfusun üretimde kalmasına ve
kırsal kalkınmanın güçlenmesine katkı sunacaktır.
Çevresel açıdan su verimliliğinin
artırılması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, toprak sağlığının
korunması, biyolojik mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi ve iklim
değişikliğine uyum sağlayan üretim modellerinin desteklenmesi doğal kaynakların
sürdürülebilir kullanımını güçlendirecektir.
Kurumsal açıdan ise yıllık etki
raporları ve performans göstergelerine dayalı yönetim anlayışı sayesinde
destekleme sistemi daha şeffaf, hesap verebilir, izlenebilir
ve veri temelli bir yapıya kavuşacaktır. Böylece politika kararları
yalnızca bütçe büyüklüğü üzerinden değil, elde edilen sonuçlar üzerinden
değerlendirilecektir.
9. Sonuç
Türkiye'nin tarımsal destekleme
sistemi, üreticinin korunması, üretimin devamlılığının sağlanması ve gıda arz
güvenliğinin sürdürülmesi bakımından güçlü bir kamu politikası aracıdır. Son
yıllarda planlı üretim yaklaşımıyla başlayan dönüşüm süreci, destekleme
sisteminin daha stratejik bir yapıya kavuşması açısından önemli bir fırsat
sunmaktadır.
Bununla birlikte geleceğin
tarımı, yalnızca daha fazla destek vermeyi değil, daha yüksek etki oluşturan
destekler geliştirmeyi gerektirmektedir. Kamu kaynaklarının başarısı,
harcanan bütçe büyüklüğü kadar verimlilik artışı, su kaynaklarının
korunması, yerli teknoloji geliştirilmesi, üretici gelirinin
güçlendirilmesi, katma değer oluşturulması ve gıda güvenliğine
sağlanan katkıyla ölçülmelidir.
Bu nedenle Türkiye'nin yeni
tarımsal destekleme anlayışı, girdi finansmanını esas alan yapıdan, sonuç
odaklı, ölçülebilir, teknoloji destekli, çevresel
sürdürülebilirliği gözeten ve ulusal rekabet gücünü artıran yeni
nesil bir politika modeline evrilmelidir.
Bu dönüşüm, yalnızca bugünün
üreticisini değil, gelecek nesillerin üretim kapasitesini de güvence altına
alacak stratejik bir yatırım niteliği taşıyacaktır.
10. Karar Vericilere Mesaj
Türkiye'nin tarımsal destekleme
sistemi güçlü bir mali kapasiteye ulaşmıştır. Yeni dönemin temel hedefi, bu
kapasiteyi ölçülebilir sonuçlara dönüştüren bir politika anlayışını
kurumsallaştırmaktır.
Karar vericilerin önceliği,
destekleme sistemini yalnızca üretimi finanse eden bir mekanizma olarak değil, verimliliği
artıran, yerli teknolojiyi geliştiren, su kaynaklarını koruyan,
iklim değişikliğine uyumu güçlendiren ve ulusal rekabet gücünü
yükselten stratejik bir kalkınma aracı olarak değerlendirmek olmalıdır.
Kamu kaynaklarının gerçek
başarısı, yapılan ödeme miktarıyla değil, oluşturduğu ekonomik değer, sosyal
refah, çevresel sürdürülebilirlik ve stratejik dayanıklılıkla
ölçülmelidir.
Türkiye, sahip olduğu üretim
potansiyeli, kurumsal kapasitesi ve planlı üretim yaklaşımı sayesinde sonuç
odaklı destekleme modeline geçişi başarabilecek altyapıya sahiptir. Bu dönüşüm,
tarımsal destekleri yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir mali araç
olmaktan çıkaracak, ülkenin uzun vadeli kalkınma hedeflerine hizmet eden
stratejik bir yatırım sistemine dönüştürecektir.
11. Kaynakça
Tarım ve Orman Bakanlığı. Tarımsal
Destek Ödemesi İstatistikleri, 2025 Yılı II., III. ve IV. Çeyrek
Bültenleri.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve
Bütçe Başkanlığı. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi ve eki bütçe
belgeleri.
Türkiye İstatistik Kurumu. Bitkisel
Üretim İstatistikleri, Hayvansal Üretim İstatistikleri, Dış
Ticaret İstatistikleri ve Tarımsal Yapı Göstergeleri.
Organisation for Economic
Co-operation and Development. Agricultural Policy Monitoring and Evaluation
2025.
Food and Agriculture Organization
of the United Nations. The State of Food Security and Nutrition in the World
ve tarımsal kalkınma raporları.
World Bank. Agriculture and
Food Global Practice raporları.
International Food Policy
Research Institute. Tarım politikaları ve gıda sistemleri üzerine araştırma
raporları.
European Commission>. Common
Agricultural Policy politika belgeleri ve uygulama raporları.
Anadolu Ajansı. 2026 yılı
tarımsal destek bütçesine ilişkin haber ve bütçe değerlendirmeleri.
