Flash

4/recent/ticker-posts

TARIMSAL RİSK YÖNETİM SİSTEMİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI

 



TEMEL GIDA ÜRETİMİNDE GELİR VE RİSK GÜVENCE SİSTEMİ

Üretimin Sürdürülebilirliğini, Gıda Arz Güvenliğini ve Fiyat İstikrarını Destekleyen Politika Önerisi

YÖNETİCİ ÖZETİ

Türkiye'de temel gıda üretiminin sürdürülebilirliği, yalnızca tarım sektörünün değil, gıda enflasyonuyla mücadelenin, fiyat istikrarının, gıda arz güvenliğinin, ekonomik dayanıklılığın ve toplumsal refahın temel unsurlarından biridir. Temel gıda ürünlerinde üretimin azalması veya üreticinin üretimden çekilmesi yalnızca çiftçi gelirlerini değil, tüketici fiyatlarını, gıda arzını ve makroekonomik istikrarı da doğrudan etkilemektedir.

Son yıllarda iklim değişikliği, kuraklık, don, dolu, sel, aşırı sıcaklıklar, biyolojik tehditler, üretim maliyetlerindeki hızlı artışlar, piyasa dalgalanmaları ve finansmana erişim güçlükleri tarımsal üretimi her zamankinden daha yüksek risk altında bırakmaktadır. Buna rağmen mevcut sistemde üretici, üretim kararını büyük ölçüde kendi ekonomik riskiyle almakta, kamu destekleri ise çoğunlukla risk gerçekleştikten sonra devreye girmektedir.

Bu nedenle Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yaklaşım, yalnızca zararları telafi eden bir sigorta sistemi değil, üretimi güvence altına alan yeni nesil bir Tarımsal Risk Yönetim Sistemidir.

Bu politika notunda, mevcut tarım sigortalarının kaldırılması değil, Temel Gıda Üretim Güvence Modeli çerçevesinde yeniden yapılandırılması önerilmektedir. Önerilen model, temel gıda üretimini taahhüt eden üreticilerin üretim sürecinde karşılaşabilecekleri iklim, afet, maliyet, piyasa ve gelir risklerini birlikte yöneten bütüncül bir kamu politikasıdır.

Modelin temel yaklaşımı karşılıklı sorumluluk ve karşılıklı güvence esasına dayanmaktadır.

Bu modelde üretici, planlı üretim sistemi kapsamında belirlenen temel gıda ürünlerini üretmeyi, üretimden vazgeçmemeyi, kayıtlı ve izlenebilir üretim yapmayı ve üretim taahhüdünü yerine getirmeyi kabul etmektedir. Buna karşılık devlet, üretim sezonu başlamadan önce üretim maliyetlerini ve referans alım fiyatını belirlemekte, gerektiğinde alım garantisi sunmakta, üretim sürecinde ortaya çıkan ekim ile hasat arasındaki enflasyon farkının belirli bir bölümünü desteklemekte ve olağanüstü riskler karşısında üreticinin yalnızca ürününü değil, üretimden elde edeceği gelirini koruyan yeni nesil bir güvence sistemi oluşturmaktadır.

Önerilen modelde don, kuraklık, sel, dolu, yangın ve benzeri doğal afetlerde yalnızca fiziksel hasarın tazmin edilmesi yerine, üreticinin o üretim sezonunda elde etmeyi taahhüt ettiği gelirin korunması esas alınmaktadır. Böylece üretici, yaşadığı afet nedeniyle bir sonraki yıl üretimden çekilmek zorunda kalmayacak, üretimini sürdürebilecek ekonomik güvenceye sahip olacaktır.

Aynı zamanda üretim sürecinde oluşan olağanüstü maliyet artışlarının Enflasyon Farkı Desteği ile belirli ölçüde karşılanması, üreticinin artan maliyetler nedeniyle üretimden vazgeçmesini önleyecek, üretim sezonu boyunca ekonomik öngörülebilirliği artıracaktır. Üretici açısından maliyet riski, gelir riski ve doğal afet riski birlikte yönetildiğinde, temel gıda üretiminin devamlılığı önemli ölçüde güçlenecektir.

Bu model yalnızca üreticiyi korumayı hedeflememektedir. Aynı zamanda temel gıda arzının sürekliliğini sağlayarak tüketicinin temel gıda ürünlerine makul ve istikrarlı fiyatlarla erişimini desteklemeyi amaçlamaktadır. Üretimin kesintisiz devam etmesi, arzın korunmasına, arzın korunması ise fiyat istikrarının güçlenmesine ve gıda enflasyonu üzerindeki arz kaynaklı baskıların azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

Bu çerçevede önerilen Temel Gıda Üretim Güvence Modeli, üç temel kamu politikasını tek sistem içerisinde bir araya getirmektedir.

·         Birincisi, üretim maliyetlerinin korunması amacıyla Ekim–Hasat Arası Enflasyon Farkı Desteği.

·         İkincisi, iklim, afet ve piyasa risklerinin yönetilmesi amacıyla yeniden yapılandırılmış Tarımsal Risk Yönetim Sistemi.

·         Üçüncüsü ise, üretici gelirinin korunması ve üretim sürekliliğinin sağlanması amacıyla oluşturulacak Gelir Güvence Mekanizması.

Bu üç mekanizmanın birlikte uygulanmasıyla, üretici açısından üretim kararı daha öngörülebilir ve daha güvenli hâle gelecek, kamu açısından ise temel gıda arzı güvence altına alınacaktır.

Bu politika önerisinin uygulanmasıyla birlikte temel gıda üretiminin sürdürülebilirliğinin güçlenmesi, üretimden çekilmelerin azaltılması, çiftçi gelirlerinde istikrarın sağlanması, iklim kaynaklı üretim kayıplarının ekonomik etkisinin azaltılması, kamu desteklerinin daha etkin kullanılması, gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi, fiyat istikrarının desteklenmesi ve gıda enflasyonuyla mücadelede üretim odaklı, kalıcı ve yapısal bir politika modelinin oluşturulması beklenmektedir.

Sonuç olarak önerilen Temel Gıda Üretim Güvence Modeli, mevcut tarım sigortalarını geliştiren bir destek mekanizmasının ötesinde, üretim taahhüdü karşılığında kamu güvencesi sağlayan yeni nesil bir tarım politikası niteliğindedir. Bu model, üretmeyi taahhüt eden çiftçinin ekonomik risklerini azaltırken, toplumun temel gıda ürünlerine güvenli, yeterli ve erişilebilir fiyatlarla ulaşmasını destekleyen, üretici ile tüketiciyi aynı sistem içerisinde koruyan bütüncül bir kamu politikası olarak değerlendirilmelidir.

Bu modelin temel ilkesi ise şu şekilde özetlenebilir.

"Temel gıda üretimini taahhüt eden üretici güvence altına alınırsa üretim devam eder. Üretim devam ederse gıda arzı korunur. Gıda arzı korunursa fiyat istikrarı güçlenir. Fiyat istikrarı güçlendikçe gıda enflasyonu azalır ve toplumun güvenli gıdaya erişimi sürdürülebilir hâle gelir."

 

 

BEKLENEN POLİTİKA ETKİLERİ

Önerilen Temel Gıda Üretim Güvence Modeli ile temel gıda üretimini taahhüt eden üreticilerin üretim sürecinde karşılaştıkları maliyet, iklim, afet, piyasa ve gelir risklerinin bütüncül biçimde yönetilmesi hedeflenmektedir. Bu yaklaşımın uygulanmasıyla birlikte ekonomik, sosyal, tarımsal, mali ve stratejik alanlarda önemli kazanımlar elde edilmesi beklenmektedir.

Ekonomik Etkiler

  • Temel gıda üretiminde sürdürülebilirliğin güçlenmesi.
  • Çiftçi gelirlerinde öngörülebilirlik ve istikrarın artması.
  • Üretim maliyetlerinden kaynaklanan belirsizliklerin azaltılması.
  • Ekim ile hasat arasındaki maliyet artışlarının üretim üzerindeki olumsuz etkisinin azaltılması.
  • Temel gıda arzının güçlenmesiyle arz kaynaklı fiyat dalgalanmalarının azaltılmasına katkı sağlanması.
  • Gıda enflasyonu üzerinde üretim maliyetlerinden kaynaklanan baskıların azaltılmasının desteklenmesi.
  • Tarım sektöründe yatırım güveninin ve üretim isteğinin artırılması.
  • Tarımsal üretimin ekonomik sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi.

Sosyal Etkiler

  • Halkın temel gıda ürünlerine güvenli, yeterli ve erişilebilir fiyatlarla ulaşmasının desteklenmesi.
  • Düşük ve orta gelirli hanelerin gıda fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilenmesine katkı sağlanması.
  • Çiftçilerin üretimden kopmasının önlenmesi.
  • Kırsal nüfusun üretimde kalmasının desteklenmesi.
  • Tarımsal istihdamın korunması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi.
  • Toplumun gıda arzına yönelik güven duygusunun artırılması.
  • Sosyal refahın ve yaşam kalitesinin desteklenmesi.

Tarımsal Etkiler

  • Planlı üretim sisteminin etkinliğinin artırılması.
  • Temel gıda ürünlerinde üretim sürekliliğinin güçlendirilmesi.
  • Ekim alanlarının korunması ve üretimden çekilmelerin azaltılması.
  • İklim değişikliğine karşı daha dirençli üretim modellerinin yaygınlaştırılması.
  • Dijital tarım, erken uyarı ve risk yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi.
  • Verimlilik ve kaynak kullanım etkinliğinin artırılması.
  • Tarımsal üretimde uzun vadeli planlama kapasitesinin güçlendirilmesi.

Mali Etkiler

  • Kamu desteklerinin daha hedef odaklı ve performans esaslı kullanılmasının sağlanması.
  • Afet sonrasında oluşan yüksek kamu harcamalarının azaltılmasına katkı sağlanması.
  • Destekleme bütçesinin daha öngörülebilir hâle gelmesi.
  • Kamu kaynaklarının üretim yapan ve üretim taahhüdünü yerine getiren çiftçilere yönlendirilmesi.
  • Reaktif destekleme anlayışından proaktif risk yönetimi yaklaşımına geçişin desteklenmesi.

Stratejik Etkiler

  • Türkiye'nin gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi.
  • Temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılık risklerinin azaltılmasına katkı sağlanması.
  • Kriz, afet ve olağanüstü dönemlerde temel gıda tedarik zincirinin korunması.
  • Tarım sektörünün ekonomik ve ulusal güvenlik açısından stratejik kapasitesinin artırılması.
  • Gıda enflasyonuyla mücadelede üretim odaklı kalıcı ve yapısal bir politika aracının oluşturulması.
  • Üretici, tüketici ve kamu arasında sürdürülebilir bir güven ilişkisinin tesis edilmesi.

Çevresel Etkiler

  • İklim değişikliğine uyum sağlayan üretim modellerinin yaygınlaştırılması.
  • Su ve doğal kaynakların daha verimli kullanılmasının teşvik edilmesi.
  • Risk azaltıcı tarım uygulamalarının desteklenmesi.
  • Tarımsal üretimin çevresel sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi.
  • Doğal afetlere karşı daha dirençli üretim altyapısının oluşturulmasına katkı sağlanması.

Kamu Yönetimi Etkileri

  • Tarımsal risk yönetiminde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi.
  • Karar alma süreçlerinde veri temelli ve erken uyarı odaklı yönetim anlayışının yaygınlaştırılması.
  • Dijital izleme, değerlendirme ve performans esaslı destekleme sistemlerinin geliştirilmesi.
  • Tarım politikalarında öngörülebilirlik ve kurumsal kapasitenin artırılması.
  • Üretim taahhüdüne dayalı, hesap verebilir ve ölçülebilir bir destekleme modelinin oluşturulması.