Flash

4/recent/ticker-posts

Gençleri Tarıma Çekmek İçin Sloganlar Yetmez

 



GENÇLERİ TARIMA ÇEKMEK İÇİN SLOGANLAR YETMEZ

Genç Tarım Ekosistemi Modeli Üzerine Stratejik Bir Yaklaşım

Hakan YÜKSEL

ÖZET

Tarım sektörü, XXI. yüzyılda yalnızca gıda üretiminin gerçekleştirildiği bir alan olmaktan çıkarak yüksek teknoloji, biyoteknoloji, veri yönetimi, iklim uyumlu üretim, biyolojik ekonomi ve yüksek katma değerli sanayi ile bütünleşen stratejik bir ekosisteme dönüşmektedir. Bu dönüşüm, sektörün üretim yapısını değiştirdiği kadar ihtiyaç duyduğu insan sermayesini de yeniden şekillendirmektedir. Buna rağmen birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de tarım sektöründe çalışan nüfus yaşlanmakta, gençlerin tarımsal faaliyetlere katılımı ise istenilen düzeye ulaşamamaktadır.

Gençlerin tarımdan uzaklaşması çoğu zaman yanlış biçimde motivasyon eksikliği veya meslek tercihi sorunu olarak değerlendirilmektedir. Oysa mevcut göstergeler, temel problemin gençlerin tarımı istememesi değil, tarım sektörünün gençlerin ekonomik, sosyal ve mesleki beklentilerine uygun biçimde yapılandırılamamış olması olduğunu göstermektedir.

Bu çalışma, gençlerin tarıma katılımını sınırlayan yapısal nedenleri ekonomik, sosyal ve teknolojik boyutlarıyla incelemekte, sorunun iletişim eksikliğinden değil sistem tasarımı eksikliğinden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Araştırmada kavramsal analiz yöntemi kullanılmış, uluslararası uygulamalar, kırsal kalkınma yaklaşımları, teknoloji odaklı tarım modelleri ve gençlerin kariyer tercihlerini belirleyen temel faktörler birlikte değerlendirilmiştir.

Çalışmanın temel önerisi olan Genç Tarım Ekosistemi Modeli, öngörülebilir gelir, garantili pazar, erişilebilir finansman, yüksek teknoloji, katma değerli üretim, girişimcilik, şehirle bağlantılı yaşam modeli ve mesleki prestiji aynı sistem içerisinde bütünleştiren yeni nesil bir tarım yaklaşımı olarak tanımlanmaktadır.

Araştırma sonucunda, gençleri tarıma kazandırmanın sloganlarla veya kısa süreli teşviklerle değil, güven veren, kariyer fırsatı sunan ve teknoloji odaklı bütünleşik bir üretim ekosistemi oluşturmakla mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Genç Çiftçiler, Tarım Politikaları, Kırsal Kalkınma, Tarım Teknolojileri, Katma Değerli Üretim, Tarım Girişimciliği, Genç Tarım Ekosistemi

1. GİRİŞ

Tarım, insanlık tarihinin en eski üretim faaliyetlerinden biri olmasına rağmen, günümüzde tarihinin en kapsamlı dönüşüm sürecini yaşamaktadır. Dijitalleşme, yapay zekâ, biyoteknoloji, hassas tarım uygulamaları, iklim değişikliğiyle mücadele, karbon yönetimi ve sürdürülebilir üretim sistemleri, tarımı yalnızca üretim odaklı bir faaliyet olmaktan çıkararak bilgi, teknoloji ve inovasyon merkezli stratejik bir sektöre dönüştürmektedir.

Buna rağmen toplumda tarım hâlen büyük ölçüde yoğun fiziksel emek, düşük gelir, yüksek risk ve sınırlı sosyal yaşam ile ilişkilendirilmektedir. Bu algı, özellikle genç nüfusun sektöre yönelik kariyer tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Oysa tarımın dönüşüm hızı ile toplumdaki tarım algısı aynı hızda değişmemektedir.

Son yıllarda gençleri tarıma yönlendirmek amacıyla çok sayıda proje ve iletişim kampanyası yürütülmektedir. Ancak "Toprağa Dön", "Tarım Gelecektir" veya "Genç Çiftçiler Ülkenin Umududur" gibi söylemler tek başına kalıcı davranış değişikliği oluşturamamaktadır. Çünkü bireyler meslek seçimlerini sloganlara göre değil, gelir güvencesi, kariyer fırsatları, yaşam kalitesi, teknolojik gelişim imkânı ve gelecek beklentileri doğrultusunda yapmaktadır.

Dolayısıyla temel sorun, gençlerin tarımı istememesi değildir. Asıl sorun, tarım sektörünün gençlerin yaşam beklentilerine uygun biçimde yeniden tasarlanmamış olmasıdır.

Bu çalışmada savunulan temel yaklaşım şudur.

Gençleri tarıma kazandırmanın yolu, onları mevcut sisteme uyum sağlamaya zorlamak değil, tarımı gençlerin geleceğini kurabileceği yeni nesil bir üretim ve yaşam ekosistemine dönüştürmektir.


5. Genç Tarım Ekosistemi Modeli

Bu başlık altında, merkezde "Genç Üretici", etrafında ise Teknoloji, Gelir Güvencesi, Pazar, Finansman, Sosyal Yaşam, Girişimcilik, Eğitim ve Markalaşma bileşenlerinden oluşan özgün bir model sunmanız, makalenin bilimsel özgünlüğünü önemli ölçüde artıracaktır. Bu model, makalenizi yalnızca bir değerlendirme metni olmaktan çıkarıp literatüre yeni bir kavramsal çerçeve kazandıran bir çalışmaya dönüştürür.

 

2. PROBLEM TANIMI

Tarım sektörü, dünya genelinde stratejik önemini artırmasına rağmen, birçok ülkede yaşlanan üretici nüfusu ve gençlerin sektöre sınırlı katılımı nedeniyle önemli bir yapısal dönüşüm ihtiyacıyla karşı karşıyadır. Türkiye de bu dönüşümden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır.

Genç nüfusun tarımsal faaliyetlerden uzaklaşması çoğu zaman bireysel tercih veya meslek seçimi olarak değerlendirilmektedir. Oysa bu yaklaşım, sorunun yalnızca görünen kısmını açıklamaktadır. Gençlerin kararlarını belirleyen temel unsur, tarımın geleceğine ilişkin algılarından çok, mevcut sistemin sunduğu ekonomik ve sosyal koşullardır.

Bugünün gençleri, eğitim düzeyi yükselen, teknolojiye hâkim, küresel gelişmeleri takip eden ve kariyer planlamasını uzun vadeli yapan bir kuşaktır. Bu kuşak açısından bir mesleğin tercih edilmesini belirleyen temel ölçütler yalnızca gelir düzeyi değildir. Gelirin sürekliliği, teknolojik gelişim imkânı, sosyal yaşam, girişimcilik fırsatları, uluslararası hareketlilik ve mesleğin toplumsal itibarı da en az ekonomik kazanç kadar önem taşımaktadır.

Mevcut tarım sistemi ise birçok durumda bu beklentileri karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Üretim sürecindeki belirsizlikler, pazara erişim sorunları, fiyat dalgalanmaları, yüksek yatırım maliyetleri ve kırsal yaşamın sosyal sınırlılıkları, gençlerin sektöre yönelik algısını olumsuz etkilemektedir.

Dolayısıyla temel problem, gençlerin tarımdan uzaklaşması değil, tarım sektörünün gençlerin gelecek beklentilerine uygun biçimde yeniden tasarlanamamış olmasıdır.

 

3. ARAŞTIRMANIN AMACI

Bu çalışmanın temel amacı, gençlerin tarımsal faaliyetlere katılımını sınırlandıran yapısal nedenleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek ve sürdürülebilir bir çözüm modeli ortaya koymaktır.

Bu kapsamda çalışma üç temel soruya cevap aramaktadır.

Gençler neden tarım sektörünü kariyer alanı olarak tercih etmemektedir?

Geleneksel tarım anlayışı ile yeni nesil üretim sistemleri arasındaki temel farklılıklar nelerdir?

Gençlerin ekonomik, sosyal ve teknolojik beklentilerini karşılayan sürdürülebilir bir tarım ekosistemi nasıl oluşturulabilir?

Araştırmanın nihai amacı, gençlerin tarıma katılımını artıracak politika önerileri geliştirmekten öte, tarım sektörünün gelecek kuşaklar açısından yeniden konumlandırılmasına katkı sağlamaktır.

 

4. YÖNTEM

Bu çalışma nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde hazırlanmış olup kavramsal analiz yöntemi esas alınmıştır.

Araştırma kapsamında uluslararası kuruluşların yayımladığı kırsal kalkınma, genç istihdamı ve tarımsal dönüşüm raporları ile akademik literatür birlikte değerlendirilmiştir. Ayrıca dünya genelinde uygulanan genç çiftçi programları, teknoloji odaklı tarım modelleri, girişimcilik ekosistemleri ve katma değerli üretim sistemleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

Çalışmada elde edilen bulgular, sistem yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmiş ve gençlerin tarımsal faaliyetlere katılımını sağlayacak yeni nesil bir model geliştirilmiştir.

 

5. TARIMDA DEĞİŞEN PARADİGMA

Tarım, tarih boyunca toplumların yaşamını sürdürebilmesinin temel unsurlarından biri olmuştur. Ancak XXI. yüzyılda tarımın fonksiyonu yalnızca gıda üretmekten ibaret değildir.

Bugün tarım aynı zamanda;

Biyoteknoloji geliştiren,

Yüksek katma değerli ürün üreten,

Yenilenebilir enerji sağlayan,

Karbon yönetimine katkı sunan,

Sağlık sektörüne hammadde sağlayan,

Doğal içerik geliştiren,

Uluslararası ticaret oluşturan çok boyutlu bir ekonomik sisteme dönüşmektedir.

Bu dönüşüm, tarım sektörünün yalnızca üretim biçimini değil, ihtiyaç duyduğu insan kaynağını da değiştirmektedir.

Geleneksel tarım modeli fiziksel emeği önceleyen bir yapı üzerine kuruluyken, yeni nesil tarım modeli bilgi üretimini, veri yönetimini, biyoteknolojiyi, dijitalleşmeyi ve inovasyonu merkeze almaktadır.

Dolayısıyla geleceğin tarımında en önemli üretim girdilerinden biri artık yalnızca toprak değil, nitelikli insan sermayesi olacaktır.

 

6. NEDEN GENÇLER TARIMI TERCİH ETMİYOR?

Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının nedenleri birbirinden bağımsız değildir. Aksine ekonomik, sosyal ve psikolojik faktörlerin aynı anda etkili olduğu çok boyutlu bir yapı söz konusudur.

6.1 Gelir Belirsizliği

Gençler yüksek gelirden önce öngörülebilir gelir istemektedir. Üretim sonunda elde edilecek kazancın bilinmemesi, uzun vadeli yatırım kararlarını zorlaştırmaktadır.

6.2 Pazar Güvencesinin Bulunmaması

Üretim kadar önemli olan unsur, ürünün hangi pazarda, hangi kalite standardıyla ve hangi fiyat düzeyinde satılacağının önceden bilinmesidir.

6.3 Yüksek Başlangıç Maliyeti

Arazi, makine, ekipman ve işletme sermayesi gereksinimi, genç girişimcilerin sektöre girişini zorlaştırmaktadır.

6.4 Sosyal Yaşam Endişesi

Kırsal alanlarda eğitim, sağlık, kültür ve sosyal yaşam olanaklarının sınırlı olduğu algısı, özellikle üniversite mezunu gençlerin kararlarını etkilemektedir.

6.5 Mesleki Prestij Sorunu

Tarım çoğu zaman yüksek teknoloji kullanan stratejik bir sektör olarak değil, yalnızca fiziksel emek gerektiren geleneksel bir faaliyet olarak algılanmaktadır.

Bu algı değişmediği sürece ekonomik teşviklerin tek başına kalıcı sonuç üretmesi beklenmemelidir.

 

7. GENÇ TARIM EKOSİSTEMİ MODELİ

Bu bölümde size ait, literatürde bulunmayan özgün bir model kuracağız. Merkezinde Genç Üretici olacak ve etrafında şu sekiz bileşen yer alacak.

Teknoloji

Gelir Güvencesi

Garantili Pazar

Finansman

Girişimcilik

Sosyal Yaşam

Eğitim

Markalaşma

Bu model, makalenin en çok atıf alma potansiyeline sahip kısmı olacaktır. Burada yalnızca sorunları anlatmayacak, literatüre özgün bir çözüm modeli kazandırmış olacağız.

 

7. GENÇ TARIM EKOSİSTEMİ MODELİ

Bu çalışma, gençlerin tarıma katılımını artırmaya yönelik mevcut politikaların büyük ölçüde tek boyutlu yaklaşımlar üzerine kurulduğunu savunmaktadır. Uygulamada çoğu politika yalnızca hibe desteği, düşük faizli kredi, eğitim programı veya iletişim kampanyası gibi tek bir aracı merkeze almaktadır. Ancak gençlerin tarıma yönelmesini belirleyen faktörler ekonomik, sosyal, teknolojik ve psikolojik boyutlarıyla birbirine bağlıdır. Bu nedenle tek bir politika aracının kalıcı sonuç üretmesi beklenmemelidir.

Bu araştırma kapsamında geliştirilen Genç Tarım Ekosistemi Modeli, gençlerin yalnızca üretime başlamasını değil, sektörde uzun vadeli olarak kalmasını sağlayacak bütünleşik bir sistem yaklaşımı önermektedir. Model, birbirini tamamlayan sekiz temel bileşenden oluşmaktadır.

7.1 Teknoloji Odaklı Üretim

Yeni nesil tarımın temel belirleyicisi fiziksel emek değil, bilgi ve teknolojidir. Akıllı tarım uygulamaları, yapay zekâ destekli karar sistemleri, sensör teknolojileri, uzaktan algılama, insansız hava araçları ve veri analitiği üretimin ayrılmaz parçaları hâline gelmektedir.

Teknolojinin üretime entegrasyonu yalnızca verimliliği artırmaz. Aynı zamanda tarımı gençler açısından daha yenilikçi, daha dinamik ve daha cazip bir kariyer alanına dönüştürür.

Bu nedenle gençlere yalnızca üretim teknikleri değil, dijital tarım, tarımsal yazılım, veri analitiği, otomasyon sistemleri ve akıllı üretim teknolojileri de kazandırılmalıdır.

7.2 Öngörülebilir Gelir Sistemi

Gençlerin en önemli beklentilerinden biri yüksek gelir değil, sürdürülebilir ve öngörülebilir gelirdir.

Bugün birçok genç üretime başlamadan önce şu soruların cevabını aramaktadır.

Ürünümü kime satacağım?

Gelirim ne olacak?

Yatırımımı kaç yılda geri kazanacağım?

Bu soruların cevabı netleşmediği sürece üretim kararları ertelenmektedir.

Bu nedenle sözleşmeli üretim, taban fiyat mekanizmaları, uzun vadeli alım anlaşmaları ve gelir istikrarını sağlayan destek sistemleri birlikte uygulanmalıdır.

7.3 Garantili Pazar Mekanizması

Üretim kadar önemli olan unsur pazardır.

Pazarı olmayan üretim ekonomik değer oluşturamaz.

Genç üreticilerin yatırım yapabilmesi için ürünün hangi kalite standartlarında üretileceği, kim tarafından satın alınacağı ve hangi pazarlara yönlendirileceği üretim başlamadan önce belirlenmelidir.

Bu yaklaşım üretim riskini azaltırken finans kuruluşlarının da sektöre güvenini artıracaktır.

7.4 Erişilebilir Finansman

Tarım sektörüne girişte karşılaşılan en önemli engellerden biri başlangıç sermayesidir.

Arazi edinimi, makine yatırımları, sera kurulumu, sulama sistemleri ve işletme sermayesi önemli finansman gerektirmektedir.

Bu nedenle gençlere yönelik finansman modelleri yalnızca kredi vermeye odaklanmamalıdır.

Risk paylaşımı esas alınmalıdır.

Hasat sonrası ödeme sistemleri.

Gelire endeksli kredi modelleri.

Ortak yatırım fonları.

Kooperatif teminat sistemleri.

Kamu destekli girişim sermayesi mekanizmaları birlikte uygulanmalıdır.

7.5 Tarım Girişimciliği

Tarım yalnızca üretim değildir.

Yeni ürün geliştirme.

Yazılım üretimi.

Akıllı ekipman tasarımı.

Fonksiyonel gıda geliştirme.

Bitkisel protein teknolojileri.

Doğal kozmetik.

Karbon sertifikasyonu.

Biyoteknoloji.

Tarım teknolojileri girişimciliği.

Bu alanlar gençlere yalnızca istihdam değil, küresel ölçekte rekabet edebilecek şirketler kurma fırsatı sunmaktadır.

7.6 Yaşam Kalitesi ve Sosyal Altyapı

Gençlerin önemli bir bölümü tarımı değil, kırsal yaşamın sunduğu sınırlılıkları problem olarak görmektedir.

Bu nedenle yeni üretim bölgeleri;

Eğitim,

Sağlık,

Ulaşım,

İnternet,

Kültür,

Spor,

Sosyal yaşam,

Ortak çalışma alanları

İle birlikte planlanmalıdır.

Tarım kampüsleri yalnızca üretim yapılan alanlar değil, yaşam merkezleri olarak tasarlanmalıdır.

7.7 Eğitim ve Sürekli Gelişim

Tarımda bilgi hızla değişmektedir.

Bu nedenle eğitim yalnızca okul döneminde tamamlanan bir süreç olmamalıdır.

Yaşam boyu öğrenme anlayışı benimsenmelidir.

Dijital eğitim platformları.

Uygulamalı teknoloji merkezleri.

Tarım inovasyon laboratuvarları.

Uluslararası staj programları.

Mentorluk sistemleri.

Sürekli mesleki gelişimin temel araçları olmalıdır.

7.8 Mesleki Prestij ve Toplumsal Algı

Bir mesleğin geleceğini yalnızca ekonomik getirisi belirlemez.

Toplumsal itibarı da belirler.

Tarımın yüksek teknoloji kullanan, çevreyi koruyan, yenilik üreten ve ülkenin geleceğini şekillendiren stratejik bir sektör olduğu güçlü biçimde anlatılmalıdır.

Genç üreticiler kamuoyunda görünür hâle getirilmeli, başarılı girişimler desteklenmeli ve tarım girişimciliği toplumun örnek aldığı kariyer alanlarından biri hâline getirilmelidir.

 

8. KURUMSAL DÖNÜŞÜM VE POLİTİKA ÖNERİLERİ

Gençlerin tarıma katılımı yalnızca tarım politikalarıyla sağlanabilecek bir dönüşüm değildir. Bu süreç eğitimden sanayiye, finansmandan teknolojiye kadar birçok kurumun eşgüdüm içinde çalışmasını gerektirmektedir.

Bu kapsamda aşağıdaki politika önerileri geliştirilmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığı, genç üreticilere yönelik üretim planlaması, teknik danışmanlık ve dijital tarım altyapısını güçlendirmelidir.

Millî Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu, tarım teknolojileri, biyoteknoloji, dijital tarım ve girişimcilik alanlarında uygulamalı eğitim programlarını yaygınlaştırmalıdır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, tarım teknolojileri girişimlerine yönelik özel destek programları geliştirmeli, teknoloji geliştirme bölgelerinde tarım odaklı kümelenmeleri teşvik etmelidir.

Ticaret Bakanlığı, genç üreticilerin ulusal ve uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak markalaşma ve ihracat programları oluşturmalıdır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile finans kuruluşları, genç üreticilere özel uzun vadeli ve gelir odaklı finansman modellerini hayata geçirmelidir.

Yerel yönetimler ise gençlerin yalnızca üretim yapabilecekleri değil, yaşamlarını sürdürebilecekleri sosyal altyapıyı oluşturmalıdır.

Bu kurumlar arasında sağlanacak koordinasyon, gençlerin tarıma katılımını bireysel tercihten çıkararak ulusal kalkınma stratejisinin temel bileşeni hâline getirecektir.

 

9. TARTIŞMA

Gençlerin tarımdan uzaklaşması çoğu zaman bireysel tercih olarak yorumlanmaktadır. Oysa araştırma boyunca ortaya konulan bulgular, bu yaklaşımın sorunun yalnızca görünen kısmını açıkladığını göstermektedir. Gençlerin tarımı tercih etmemesi, tarımsal üretime yönelik isteksizlikten çok mevcut üretim sisteminin ekonomik, teknolojik ve sosyal beklentileri karşılayamamasıyla ilişkilidir.

Bugünün gençleri, önceki kuşaklardan farklı olarak yalnızca bir meslek seçmemekte, aynı zamanda nasıl bir yaşam sürdüreceğine karar vermektedir. Gelirin sürdürülebilirliği, çalışma ortamının niteliği, teknolojik gelişim olanakları, sosyal yaşam, uluslararası hareketlilik ve kişisel gelişim fırsatları meslek seçiminde belirleyici hâle gelmiştir.

Bu nedenle tarımın geleceği yalnızca daha fazla destek vermekle değil, sektörün tamamını yeniden tasarlamakla mümkündür.

Dünya genelinde başarılı uygulamalar incelendiğinde ortak noktanın, gençleri mevcut sisteme uyum sağlamaya zorlamak yerine sistemi gençlerin beklentilerine göre dönüştürmek olduğu görülmektedir. Teknoloji tabanlı üretim merkezleri, girişimcilik programları, sözleşmeli üretim modelleri, yüksek katma değerli ürünler ve dijital tarım uygulamaları bu dönüşümün temel araçlarını oluşturmaktadır.

Türkiye açısından da benzer bir paradigma değişimine ihtiyaç bulunmaktadır. Tarım artık yalnızca üretim odaklı değil, bilgi üreten, teknoloji geliştiren, sanayiye yön veren ve küresel pazarlara entegre olan stratejik bir sektör olarak ele alınmalıdır.

Bu dönüşüm gerçekleştirilemediği takdirde genç nüfusun tarımdan uzaklaşması devam edecek, üretici nüfus yaşlanacak, teknolojik dönüşüm yavaşlayacak ve kırsal kalkınma hedeflerine ulaşmak güçleşecektir.

Buna karşılık gençlerin beklentilerine uygun olarak yeniden tasarlanmış bir tarım sistemi yalnızca sektöre yeni üreticiler kazandırmayacak, aynı zamanda yeni girişimciler, araştırmacılar, mühendisler, biyoteknologlar ve ihracatçılar yetiştirecektir.

Dolayısıyla gençlerin tarıma katılımı yalnızca tarımsal üretimin devamlılığı açısından değil, ülkenin ekonomik rekabet gücü, teknoloji üretme kapasitesi ve sürdürülebilir kalkınması açısından da stratejik önem taşımaktadır.

 

10. SONUÇ VE ÖNERİLER

Bu çalışma, gençlerin tarıma katılımını yalnızca istihdam veya kırsal kalkınma sorunu olarak değil, geleceğin üretim sistemlerinin yeniden inşası açısından değerlendirmiştir. Elde edilen bulgular, gençleri tarıma kazandırmanın mevcut uygulamalarda ağırlıklı olarak kullanılan iletişim kampanyaları veya kısa süreli teşvik programlarıyla sağlanamayacağını açık biçimde göstermektedir.

Gençlerin sektöre katılımını belirleyen temel unsur, tarımın kendisi değil, tarımın sunduğu gelecek perspektifidir. Gelir güvencesi olmayan, pazarı belirsiz, teknolojiyle bütünleşmeyen ve sosyal yaşam açısından sınırlı görülen bir üretim modeli, gençler açısından sürdürülebilir bir kariyer alanı oluşturmamaktadır.

Buna karşılık teknoloji odaklı üretim sistemleri, öngörülebilir gelir mekanizmaları, garantili pazar yapıları, erişilebilir finansman modelleri, girişimcilik destekleri ve yüksek katma değerli üretim alanlarıyla desteklenen bütünleşik bir tarım ekosistemi, gençlerin sektöre bakışını köklü biçimde değiştirebilecek potansiyele sahiptir.

Bu nedenle geleceğin tarım politikaları aşağıdaki temel ilkeler üzerine inşa edilmelidir.

Tarım, yalnızca üretim değil, yüksek teknoloji ve bilgi ekonomisinin bir parçası olarak yeniden konumlandırılmalıdır.

Gençlere yönelik destekler hibe temelli değil, girişimcilik ve yatırım odaklı sistemlere dönüştürülmelidir.

Üretim bölgeleri yalnızca tarımsal faaliyet alanları olarak değil, eğitim, teknoloji, sosyal yaşam ve inovasyon merkezleri olarak planlanmalıdır.

Sözleşmeli üretim ve pazar garantisi yaygınlaştırılarak gelir öngörülebilirliği güçlendirilmelidir.

Üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör arasında güçlü bilgi transferi mekanizmaları kurulmalıdır.

Gençlerin geliştirdiği tarım teknolojileri ve yenilikçi iş modelleri ulusal ölçekte desteklenmelidir.

Bütün bu öneriler birlikte değerlendirildiğinde, gençleri tarıma kazandırmanın temel koşulunun tarımı gençlerin beklentilerine uygun biçimde yeniden tasarlamak olduğu görülmektedir.

Sonuç olarak geleceğin güçlü tarım ülkeleri, yalnızca daha fazla üretim yapan ülkeler olmayacaktır. Bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi üretime, üretimi yüksek katma değere ve gençlerin potansiyelini sürdürülebilir kalkınmaya dönüştürebilen ülkeler, yeni dönemin küresel rekabetinde öne çıkacaktır.

Gençler tarımın geleceği değildir.

Gençler, tarımın bugün ihtiyaç duyduğu en stratejik üretim gücüdür.

Ve artık cevaplanması gereken soru şudur.

Gençleri tarıma davet etmeye devam mı edeceğiz, yoksa onların geleceğini kurabilecekleri yeni nesil bir tarım ekosistemini birlikte mi inşa edeceğiz?